24 Haziran 2015 Çarşamba

Obsidiyen - Jennifer L.Armentrout

Kitap Adı: Obsidiyen
Yazar: Jennifer L.Armentrout                                       
Orijinal Adı: Obsidian
Seri Bilgisi: Lux, #1
Yayınevi: DEX
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 360
Goodreads Puanı: 4.26

   Puanım:     
        



     
                        
Her şeye yeniden başlamak çok berbat.

Annemle birlikte Batı Virginia'ya taşındığımızda, kendimi sıkıcı işlere adamıştım, ta ki tüyler ürpertici yeşil gözleri ve kaslı vücuduyla yan komşumuz karşımda dikilene kadar.
Ama işler tahmin ettiğiniz gibi gitmedi.

O, ağzını açtı.

Daemon hem kabaydı hem de kendini beğenmiş bir pislikti.
Birbirimizden hoşlanmamıştık. Tam hikâye burada bitiyordu ki bir kazaya uğradım ve Daemon zamanı dondurarak beni kurtardı.

Yakışıklı uzaylı komşum üzerimde bir iz bırakmıştı.

Yanlış okumadınız. O, bir uzaylı. Daemon ve kız kardeşinin yeteneklerini çalmak isteyen düşmanları vardı ve Daemon'ın bıraktığı iz bütün düşmanları başıma toplamıştı.

Bu korkunç durumdan canlı kurtulmak içinse tek yapmam gereken üzerimdeki uzaylı izi etkisini yitirene kadar
Daemon'ın yanından ayrılmamaktı. 

 “Kayıp modellerin memleketi Batı Virginia’ya hoş geldiniz."


Daemon tam bir öküz. Gerçekten. Öküzün ta kendisi. Katy'nin dediği gibi kendini beğenmiş seksi bir pislik. Tamam, daha da ileriye gidemez dediğim her saniye daha da ileriye gitti. Katy'i çıldırttı. Ama çok sevdim be. Öyle böyle değil. Katy ile olan diyalogları öyle güzel öyle komik ki eğlenmeye ihtiyacım olduğunda her zaman açıp okuyabileceğim bir kitaptı. Katy ve Daemon herkes tarafından sevilen bir çift. Bu yüzden ilk başlarda önyargılıydım. Katy'den nefret edeceğimi, Daemon'i da sevemeyeceğimi düşünüyordum. Ama  karakterler bana çok gerçekçi geldi. Özellikle de Katy. Blogunun olması, kitapları çok seviyor olması zaten sizi kendisine ister istemez yakın hissettiriyor. Daemon ise dış görünüşü çok abartılmış bir karakter. İnsanlar genelde böyle mükemmel tipleri pek sevemezler. Ama benim burada Daemon’ı sevme nedenim karakteri ve öküz oluşu…

"Tahmin et bakalım, ne yaptım?"
"Ne?"
"Bloguna baktım."
Ah. Tanrım. Bebeğim. Yüce İsa. Nasıl bulmuştu? Bir dakika. Önemli olan bulmuş olmasıydı. Blog'um artık Google'da çıkıyor muydu? Bu muhteşemdi işte. "Yine beni takip ediyorsun, anlıyorum. Yasaklama emri çıkarmama gerek var mı?"
"Rüyanda görürsün Kedicik." Pişmiş kelle gibi sırıttı. "Ah bekle, rüyalarında zaten başroldeyim, değil mi?”
Gözlerimi devirdim. “Kabuslarımda, Daemon. Kabuslarımda.”


Kitabın başları -kız ana karakterin babasının ölümüyle beraber annesiyle başka bi yere taşınmaları- Alacakaranlık'ı andırdı bana. Ama sonra Daemon öküzlük yapmaya başladı ve ben her şeyi unutup sürekli güldüm.

“Neden bu kadar dangalaksın?”
“Herkes bir konuda uzmanlaşmalı, değil mi?”
“Şey, harika iş çıkarıyorsun.”

Kitapta rahatsız olduğum şey çevirisi ve baskısıydı. Zaten DEX yayınevinin kitaplardaki özensizliğini biliyoruz. Orijinal kapak kullanmamaları, kapakların ve sayfaların ince, dayanıksız oluşu… Yazım hataları da fazlaydı.
Son olarak eğer kapaklardan dolayı seriye karşı bir önyargınız varsa bi şans vermelisiniz.

“Çünkü bu kesinlikle delilikti, şimdiye kadar yaptığım en çılgınca şeydi. Tek yıldızlık eleştiri yapmaktan daha kötü, ilk doğurduğum çocuğumu, öğle yemeğini onunla yemek için vereceğim yazardan röportaj isteğinde bulunmaktan daha korkutucu, Daemon’ı öpmekten daha aptalcaydı.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder