11 Eylül 2015 Cuma

Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor

Kitap Adı: Duman ve Kemiğin Kızı
Yazar: Laini Taylor
Orijinal Adı: Daughter of Smoke and Bone
Seri Bilgisi: Daughter of Smoke and Bone, #1
Yayınevi: Artemis Yayınevi
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 434
Goodreads Puanı: 4.06

 Puanım:

 



Bir zamanlar şeytanın ininde, yerde tüylerle oynayan masum bir kızdı.
O, artık masum değil...

Zuzana defteri alırken, arkadaşları Pavel ve Dina, kızın omzunun üzerinden çizimlere bakmak için uzandı. Karou'nun çizim defteri okulda bir efsaneye dönüşmüştü ve elden ele dolaşan defterdeki yeni çizimler her gün hayranlıkla incelenirdi. Bu defter -hayatı boyunca çiziktirdiği doksan ikinci defter- lastik bantlarla sarılıydı ve Zuzana bunları koparırcasına çıkardığı anda defter açılıverdi. Defterin her bir sayfası tutkal ve boyayla öylesine şişmişti ki cildi her an dağılabilirdi. Defter bir yelpaze gibi açılırken Karou'nun özgün karakterleri sayfalar üzerinde harika ve fazlasıyla tuhaf çizgileriyle dalgalandı. Ama kimse bu karakterlerin gerçek olduğunu tahmin bile edemezdi.

“Dilekler sahtedir. Umut gerçektir. Umut kendi sihrini yaratır.”

Karou, mavi saçlarıyla ve iki avucunda yer alan ama yaptırdığını hiç hatırlamadığı Hamsa dövmeleriyle kendisinin normal olduğunu düşünen ama son derece garip bir kızdır. Gerçek ailesini tanımamaktadır ve ailesi olarak gördüğü kişiler de Kimera adı verilen yaratıklardır. Tanıdığı dört Kimerayla kaldığı sürece Karou, onların ayak işleriyle uğraşmaktadır. Değişik yerlere giderek – buralara giderken sihirli geçitler kullanmaktadır - çeşitli canlıların dişlerini almakta ve bunun sonucunda da kendisine aldığı dişlerin değerinde dilek hakları verilmektedir. Onun için çok sıradan bir günde yine takasa gittiğinde hayatı birden bambaşka bir yola sapacak ve kendisini ölümcül bir savaşın içinde bulacaktır.

“Hey! Küçücük olabilirim ama benim yüreğim geniş. O yüzden platform topuk giyiyorum. Böylece yüreğimi taşıyabilirim.”


“Buradan mı? Burada büyü falan yok.”
“Dedi uçan kız.”

Hayatımda okuduğum en özgün ve garip konuya sahip kitaptı. İlk defa bir kitapta böyle bir kurgu bir daha gelmez dedim. Yazar olayları öyle güzel birbirine bağlamış ki sonunda her şey ortaya çıktığında şaşırıp kaldım. Hala yazarın böyle bir dünyayı nasıl düşünüp, yarattığını aklım almıyor. Kitap başlarda son derece gizemliyken bir de sonlara geldiğimizde bambaşka bir havaya büründü. Kitap hakkında - Karu ve mavi saçları dışında - hiçbir şey bilmediğim için başlarda anlamakta çok zorlandım. Fakat sonra yakışıklı meleğimiz Akiva olaylara dahil olduğunda kitabın nasıl bittiğini anlayamadım bile.

Bir varmış bir yokmuş,
bir Melek’le şeytan birbirlerine aşık olmuş.

Ve hikayenin sonu hiç iyi bitmemiş.

Kitabın girişinde yazan sözle kitabın oldukça klişe olacağını düşünmüştüm. Kız ve erkek birbirini görür, aşık olurlar ama kökenleri birbirine düşman olduğu için kavuşamazlar falan. Ama kitabı okuduğumda ikisi arasındaki aşka tanık olduktan sonra diğerleri yalan dolan geliyor. Burada ki hikaye o kadar güzel o kadar masumdu ki… Aralarındaki çekimi ben bile hissettim diyebilirim. Özellikle Akiva’nın dizlerinin üzerine çöküp sarsılarak ağladı sahne ve geçmişe gidişimiz beni çok etkiledi.

“Hiç kendine canavarların mı savaşı, yoksa savaşın mı canavarları yaratıp yaratmadığını sordun mu?”
 
“Evrenden almak için vermen gerekir,”dedi Akiva.
“Ama… neden acı? Başka bir şey veremez misin? Mesela… neşe?”
“Bu bir denge meselesi. Kolay verilen bir şey olsaydı, anlamı olmazdı.”
“Gerçekten neşenin, acıdan daha kolay olduğunu mu düşünüyorsun? Sen hangisini daha çok yaşadın?”



Her kitapta olduğu gibi  gelip erkek karakterin ne kadar çekici olduğundan bahsetmek isterdim ama burada Karou’dan bahsedeceğim. Çok genç olmasına rağmen kişiliği oturmuş nadir karakterlerden. Zaten ilk başta mavi saçlarıyla kalbimizi çalan Karou, kararlılı, güçlü ve zeki oluşuyla da da en iyi kız karakterlerdendi.. Ayrıca sonunda yaptığı seçimle de ne kadar özel ve güçlü olduğunu bize bir kez daha kanıtlıyor. Kitabın sonu demişken Laini bize bunu neden yaptın? Akiva’ya mı üzüleyim yoksa Karou’ya mı? Allah’ım canım acıyor. Biri ikinci kitabı fırlatsın bana. Lütfen.


“Ruhun benimkine şarkı söylüyor. Ruhum senin ve hangi dünyada olursa olsun kalbim hep senin olacak.”

Kısacası Duman ve Kemiğin Kızı tüm zamanların favorileri arasında yerini aldı. Herkese tavsiye ederim. Melek temalı kitaplara ön yargısı olanlar bile bu kitabı okusun. Çünkü Laini Taylor, melekler-şeytanlar hakkında bildiklerimizi unutturup yerine bambaşka bir hikaye yazmış.

“Umut, çok güçlü olabilir. Belki gerçek sihir diye bir şey yoktur ama en çok neyi istediğini biliyorsan ve umudu içinde bir ışık gibi tutabiliyorsan, neredeyse sihir kullanmış gibi, dileklerinin gerçekleşmesini sağlayabilirsin.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder