11 Eylül 2015 Cuma

Opal - Jennifer L.Armentrout

Kitap Adı: Opal
Yazar: Jennifer L.Armentrout
Orijinal Adı: Opal
Seri Bilgisi: Lux, #3
Yayınevi: Dex
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 420
Goodreads Puanı: 4.38

   Puanım:




Hâlâ kendini beğenmiş öküzün teki olsa da artık Daemon'a direnmekten vazgeçtim çünkü, off... ona çılgınlar gibi âşığım.

Daemon'ın duygularından bir türlü emin olamıyordum ama son günlerde hiç tahmin etmediğim kadar ciddi olduğunu kanıtladı. Birlikte akıl almaz tehlikelerden geçmiş ve bölük pörçük ilişkimizi bir araya getirmeye kendimizi öyle kaptırmıştık ki... şey... ah tamam, söylüyorum işte: O yanımdayken tüm bedenimin
titremesini dindiremiyorum, birlikteyken adeta ateş alıyoruz.

Ama bizim dışımızda bir sürü sorun var. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ailesini koruyamıyor, ona yardım etmeliyim.

Yaşadıklarımdan sonra artık eski Katy değilim. Bambaşka biriyim, geleceğim öyle belirsiz ki... Bizi sorunların çözümüne yaklaştıran her adım, aslında içinden çıkamayacağımız korkunç bir organizasyonun parçalarına götürüyor.

Ölümler hâlâ acı veriyor, yardımlar en beklenmeyenden geliyor ve dostlar en ölümcül düşmanlara dönüşüyorlar ama biz geri adım atmayacağız. Sonunda dünyamız sonsuza kadar paramparça olsa bile.

Birlikte güçlüyüz... ve onlar bunu biliyorlar.

İlk iki kitaptan spoiler içerebilir! Obsidiyen’in yorumuna buradan ve Oniks’in yorumuna buradan da ulaşabilirsiniz.

“İşte bu muhtemelen söylediğin en aptalca şey.”
“Cidden mi? Ben bir sürü aptalca şey söylerim.”
“Biliyorum. O yüzden dediğimi yabana atma.”




Oniks’in sonunda birbirlerine kavuşan Katy ve Daeon için şu an her şey güzel ilerliyor. Will ve Blake’in ihanetini, Adam’ın aralarından ayrılışını, öldü sandıkları kardeşi Dawson’un geri dönmesiyle hareketlerinde başlayan dengesizlikleri ve sürekli evden kaçıp Beth’i bulmaya çalışmasını saymazsak tabii.

Lux serisinde en sevdiğim kitap Oniks’ti. Opal’le bunun değişebileceğini düşünmüştüm fakat öyle olmadı. Lux serisi benim eğlenmek için okuduğum bir seri. Bu serinin kitaplarını okumaya başlayınca nasıl bittiğini anlamıyorum, çok  hızlı okunan bir seri ama ilk iki kitapla karşılaştırıldığında Opal’de tempo biraz düşmüştü. Ayrıca tüm kitap boyunca sadece Beth’i kurtarmaya odaklanmaları ve tüm kitabın bu olay üzerinde dönmesi beni biraz sıktı açıkcası.



“Çok boktan bir durumdu... Korsan kitapçılardan, en sevdiğin serinin bir sonraki kitabı için bir yıl beklemekten, kitabın en olmadık yerde bitmesinden bile boktandı hem de.

Tüm bunlar yaşanırken beni üzen en önemli olay Dee ve Katy’nin uzaklaşmaları oldu. Adam’ın ölümüyle değişen Dee, artık Katy’nin yüzüne bakmıyor ve Ash’le takılmaya başlıyor. Bu çok sinir bozucu olsa da ona da hak vermedim değil.

Ekrandaki zombi, adamın kolundan bir parça kopardı. "Bu ne ya?" diye yakındı Daemon. "Adam öylece orada dikiliyordu. Merhaba. Her yerde zombi var. Arkana baksana, geri zekalı."

İkinci kitapta bana sinir krizi geçirten Katy, bu kitapta daha aklı başında davranıyordu ve Daemon’da öküzlük yapmayı bırakıp romantik bir hale büründü. Bu kadar hızlı değişmesi beni şaşırttı ve şimdiden Daemon’ın o eski halini, öküzlük yapmasını özledim.

"Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama galiba Blake gerçekten de olacaklardan habersizdi. Sen ve Dawson yere düştüğünüzde yüzündeki bakış... çok sahiciydi."
"O zaman niye yumrukladın onu?"
"İçimden geldi."

Kitabın sonunun herkes çok şaşırtıcı olduğunu söylemişti. Haliyle beklentim tavandı fakat orada da hayal kırıklığına uğradım. Evet, heyecanlı bir yerde bitti ama böyle olacağı çok barizdi. İlk iki kitaba göre Opal’de aksiyon azdı ama yine de eğlenerek okuduğum bir kitap oldu.
        
        
                   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder